Yazı Detayı
27 Haziran 2020 - Cumartesi 11:50
 
Yetiştirme Yurdunda Yetişen Ailesi Olmayan Şehit Murat Akman
Dostlar Köşesi
 
 

O cenazeye katılsaydım içimden de olsa şöyle derdim; saf tuttuğumuzda..

“Yanlış tarafa soruyorsun Hoca!.”

Çünkü son yolculuğuna uğurladığımız şehidimiz arkanda, bize dönmüş, O’nu hayatının baharında al bayrağımıza sardıranlardan; ben dahil hepimizden “helallik” istiyorsun!

Yaptığın yanlış hoca, hem de çok yanlış!

Neden biliyor musun?

Helalliği bizden değil, O’ndan şehidimizden istemen lazım!.

Ve O’na şunu sormalısın;

Sana gençliğini yaşatmayanlara,

*

Sen vatan için şehit düşerken "bedelli" diye ayrıcalık yapanlara,

*

"Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclisi toplayamayız" diyenlere ve onları tekrar tekrar vekil deyip meclise sokanlara,

*

Sen kuru kumanyanla yetinirken aksırıp, tıksırıp, çatlayıncaya kadar bu vatanı yiyenlere,

*

Sen bu vatan, bu bayrak için can verirken senin cenazene dahi

Can korkusundan Koruma Ordusuyla gelenlere,

*

Hakkını helal ediyor musun Yiğidim?

Ve sonra da eğil ey Hoca!..

Kulak ver tabuta bak ne diyor o yiğit?

Şimdi dön, yüreğin yetiyorsa duyduklarını, hepimize söyle ve sor yüzümüze karşı;

“Hangi yüzle geldiniz buraya?”

 

Murat 24 yaşındaydı

Evet, arkadaşlar.. Bu duygularımı şehit Komando Er Murat Akman’ın “Son Mektubu”nu okuduktan sonra yazmıştım.

Sonrasında da O, 24 yaşındaki evladımızın;

Adını ve hikayesini tesadüfen öğrendiğim, tarihe bir mektupla muazzam bir not düşmüş bu şehit askerimiz için dakikalarca gözyaşı döktüm.

Çünkü;

Doğduğunda ailesi tarafından bir çöplüğe atılarak terk edilmiş ve Çocuk Esirgeme Kurumunda büyümüş olan Murat Akman ne kadar istemese de 18 yaşına geldiğinde evi bildiği kurumdan ayrılmak zorunda kalmış.

Ancak kurumda ki öğretmeniyle bağlantısını hiç koparmamış ve orada ki çocuklara yardımcı olabilmek için elinden geleni yapmış.

Askerlik görevini komando olarak yerine getirirken devletin kendisine bağladığı maaşı çocukların ihtiyaçları için kuruma göndermeye başlamış.

Murat, arkadaşlarıyla çıkacağı her operasyon öncesi, hayati tehlikesi olması sebebiyle “son mektubu” olabileceğini düşündüğü bir mektubunu birlikte büyüdüğü bir arkadaşına ulaştırılmak üzere bir asker arkadaşına emanet etmiş .

 

Vasiyeti şuydu

Murat Akman'ın geri dönmediği bir operasyon sonrası son mektubunu teslim ettiği asker arkadaşı mektubu verdiği adreste ki arkadaşına ulaştırmış. Mektup arkadaşı tarafından Murat Akman'ın vasiyeti üzerine bir yayın kuruluşuna belirli bir meblağ karşılığı devredilmiş ve şehit askerin vasiyeti üzerine medya kuruluşunun ödediği para Murat'ın büyüdüğü çocuk esirgeme kurumuna bağışlanmış.

Ve bu mektup o gazetede yayınlandı.

Okuduysanız, lütfen bir daha..

Okumadıysanız mutlaka ama mutlaka okuyun..

 

 

Ailem olmadığı için

“Bu yazı bir komando er mektubudur ve siz bu mektubu gazeteden okuyorsanız ölmüşüm demektir. Bir ailem olsaydı bu mektubu onlara yollamak isterdim ama yok.

Size koğuştaki ranzamdan yazıyorum. Şu an etrafımda Adana, Ağrı, Sivas, Edirne, Diyarbakır, Ankara, Antalya, İzmir, Urfa, Trabzon...  Türkiye’nin dört bir yanından birbirini tanımayan ama birbirlerinin canını korumaya yemin etmiş bir sürü asker var. Birazdan operasyona gideceğiz, tek dileğimiz kayıp vermeden geri gelmek.

 

İlerde ölürsem eğer diye bir mektup yazmak çok zor. Aklına getirmek istemez ya insan ölümü, hani her zaman bir umut vardır ya.. Askerliğim bittikten sonra yırtıp atacaktım bu mektubu ama şu an okuyorsanız yırtamadım demektir. Zaten pek de kalem tutmaz elim. Silah tutmayı daha iyi bilirim. Sizi korumam için siz öğrettiniz silah tutmayı.

 

Neden öldüm ki?

Tuhaf olan siz bu mektubu okurken ben neden öldüğümü bile bilmiyor olacağım. Ya bir mayına bastım ya da yediğim bir kaç kurşun.

Bileniniz var mı ben nasıl öldüm?

Kışlada her televizyona bakışımda;

Birbirinizi öldürdüğünüzü birbirinizin canını yaktığınızı gördüm.

Müziğin sesini çok açtı diye komşusunu vuranlar.

Gücü kadına yetenler.

Cebindeki on lirası için adam vuranlar.

Kız arkadaşına baktı diye alayını bıçaklayanlar.

 

Kimin için, neden?

Tekrar ediyorum; bileniniz var mı ben kimi korumak için öldüm?

Eti az pişti diye garsona çıkışan adam; sen rahat uyu diye kurşunlar başımın üstünden geçerken ben dağda her bulduğumu kesip yedim..

 

Arabasını solladılar diye levyesini kapıp arabadan inen adam; beni bir çöp bidonuna atıp giden anam; söylesene ben kimin için öldüm?

Yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeğin bölmek olduğunu öğrendik biz. Peki size neyi bölmeyi öğrettiler?

Sizi önce Allah’a sonra birbirinize emanet ediyorum..

Ben sizden razı oldum Allah da sizden razı olsun..

***

Ağlıyorum Murat’ım ağlıyorum.. Ama çaresiz ve bitkinim..

Çünkü ben de senin gibi, kimi korumak için öldüğünü inan ki bilmiyorum!.

 

Araplarda ve biz Türkler’de KADIN..

Eskiden Araplar'da, kız çocukları insandan sayılmadığı için, kızı olanlar isim vermez numara verirlerdi.

VAHİDE isim değildi, birinci demekti. İlk doğan kıza verilen numaraydı.

 

SANİYE ikinci demekti, ikinci kızı olana verilen numaraydı.

SELASE ve BİTE isimleri üçüncü demekti, üçüncü doğan kızlara verilen numaraydı.

RABİA' da dördüncü demekti, dördüncü doğan kıza verilen numaraydı.

Birileri RABİA ’yı çok kutsal, mübarek ve çok dini içerikli bir isim sanıyorlar, bilmiyorlar ki Araplar, insandan saymadığı ve isim vermeye bile gerek görmediği kız çocuklarını işte böyle numaralıyorlardı; tıpkı araçlara  takılan plakalar gibi.!

 

Onlarda ve bizlerde

Dünya kurulduğundan beri kız çocuklarını diri diri toprağa gömen kültüre sahip tek millet Araplardır.

Bunun asıl nedeni ise, tefecilik yapan, fahiş faizlerle aldıkları paraları ödeyemeyen kişilerin; kızlarına, karılarına el koyup pazarlayan insafsız ve ahlaksız Arap egemenleridir.

Araplar, sözde bu insanların korkusundan, yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek bu kötü  sondan koruduklarını sanıyorlardı..

Peki, o çağlarda Türk’lerin kadınları, kızları nasıldı?

Türk’ler kız çocuklarına, hatunlarına değer veren, onları önemseyen, insan yerine koyan, komutanlar ve hakanlar gibi yetiştiren tek tanrılı dine mensup bir milletti. Ve insan hakları açısından da çağdaş kültürün örneklerini vermiş önder uluslardandı.

 

Eski Türkçe’de “namus” sözcüğü yoktu çünkü namussuzluk nedir bilmezlerdi!

 

Şiddet Arap kültürüdür

Türk geleneğinde kadın arkadaştı, kadın anneydi, kadın sevgiliydi, tek başına bir devletti.

Kadın dövmek ne yazık ki Türk’lerin Arap kültürüyle tanışmasından sonra başlamıştır.

Eski Türk gelenek ve göreneklerinde kadın her zaman el üstünde tutulurdu.

Tarihe geçmiş Cengiz Han’ın eşi için söylediği “BEN SİZİN HAN’ınızım, BU DA BENİM HAN’ım” sözleriyle dilimize yerleşen “hanım” kelimesi de bunu göstermektedir!

Yani biz Türkler için kadın; evin Hanı’dır.

Peki, biz Türkler HAN'ım dan, Tomris’ten, Rabiya’a nasıl geldik acaba?

Bunu bana mı soruyorsunuz?

Siz de, ben de nasıl geldiğimizi biliyoruz ama ne yazık ki susuyoruz!..

 

Karısının kıymetini bilmeyenlere..

Bu da benden size bir fantezi!.

Kadınının kıymetini bilmeyen erkeklerin özellikle  okumasını öneririm..

Adamın biri hastalanıyor. O gün canı, işe gitmek istemiyor.

İçinden Allah' a şöyle bir dua edeceği tutuyor:

"Allah'ım, her gün işe gidip 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise sadece oturuyor. Ne olur, bir gün benim yerime geçip, ne kadar zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla?"

Hikaye bu ya, birdenbire adamın dileği yerine geliyor. Ertesi sabah , karısının bedeninde uyanıyor.

***

Hemen yataktan fırlıyor.

Eşinin kahvaltısını hazırlıyor.

Çocuklarını uyandırıyor.

Elbiselerini hazırlıyor.

Onların da kahvaltılarını yaptırıyor.

Beslenme çantalarını hazırlıyor.

Çocukları okula götürüyor.

Eve dönüp, evi toparlıyor.

Yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları hallediyor.

Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp telefon faturasını ödemek için bankaya gidip sıraya giriyor. Faturayı ödedikten ve temizlikçiye uğradıktan sonra, akşam yemeği için alışverişe gidiyor.

Eli kolu dolu bir vaziyette eve dönüyor.

Bu arada öğlen oluyor;

Evi süpürmeye başlıyor.

Eşyaların tozunu alıyor.

Mutfağı siliyor.

Çocuklarının okuldan gelince yiyeceği keki pişiriyor.

Eee artık çocukları okuldan alma zamanı da geliyor.

Yolda onlarla sohbet ediyor.

Okulda olanlar konusunda akıl fikir veriyor.

Eve geldiklerinde derslerini kontrol edip, çalışma masalarına oturmalarını sağlıyor.

Süt ve kek getiriyor.

Bu arada yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyor.

Ütü bittiğinde ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vaktinin kaldığını fark ediyor.

***

Hemen patatesleri soymaya başlıyor.

Salata malzemelerini yıkıyor.

Pilav için pirinci ıslatıyor.

Etleri çıkartıp, fırın için hazırlıyor.

Kocası eve geldiğinde, onu sofraya tabakları yerleştirirken buluyor.

Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişiriyor.

Masayı topluyor ve bulaşıkları hallediyor.

Eşinin ve çocuklarının ertesi gün giyeceği kıyafetleri kontrol ettikten

sonra çocukları yatırıyor.

Onlara hikaye okuyor.

Televizyon seyretmeye ve biraz da gazete okumaya salona dönüyor ki, eşi onu yatak odasına çağırıyor.

Yatak görevi başlıyor(!)

Bu onun da istediği bir şey; onun için itiraz etmiyor. Çünkü bütün gün onlar için çalışıp, yoruldu, şimdi rahatlaması ve gevşemesi gerekiyor.

Bu da zaten onun görevi.

***

Amaaaaaa..

Ertesi sabah uyandığında hemen Allah'a yalvarmaya başlıyor :

"Allah'ım özür dilerim. Ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne halt ettiğimi şimdi anladım.

Lütfen beni eski halime döndür!."

Sonra ruhunun derinliklerinden gelen bir ses cevap veriyor:

"Evet, dersini aldığını görüyorum.

Her şeyi değiştireceğim ama maalesef  9 ay beklemek zorundasın..

Çünkü, dün gece hamile kaldın(!.)

 

Yazar Hamdi Türkmen

 

 
Etiketler: Yetiştirme, Yurdunda, Yetişen, Ailesi, Olmayan, Şehit, Murat, Akman, ,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Anketler
Gaziler Kaç Gün Prim Gününde Emekli Olmalıydı?
Anketler
Gazilerin 2. Emekliliğini Nasıl Yorumlarsınız?
Anketler
Sitemizin Çalışmalarını Nasıl Buldunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Başakşehir FK
69
0
5
9
20
34
2
Trabzonspor
65
0
5
11
18
34
3
Beşiktaş
62
0
10
5
19
34
4
Sivasspor
60
0
8
9
17
34
5
Alanyaspor
57
0
9
9
16
34
6
Galatasaray
56
0
8
11
15
34
7
Fenerbahçe
53
0
11
8
15
34
8
Gaziantep FK
46
0
10
13
11
34
9
Antalyaspor
45
0
11
12
11
34
10
Kasımpaşa
43
0
15
7
12
34
11
Göztepe
42
0
14
9
11
34
12
Gençlerbirliği
36
0
16
9
9
34
13
Konyaspor
36
0
14
12
8
34
14
Denizlispor
35
0
17
8
9
34
15
Çaykur Rizespor
35
0
19
5
10
34
16
Yeni Malatyaspor
32
0
18
8
8
34
17
Kayserispor
32
0
18
8
8
34
18
MKE Ankaragücü
32
0
16
11
7
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı